ümit's profile˙·٠٠•● uMiT’in YeRi ●•٠٠...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    22 August

    OLGUNLAŞMAK

    Artık eskisi gibi her hafta sonu birileri ile dışarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran ilişkiler, yeni tanışmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya başladım. İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.

    Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konuşmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. İstediğime istediğimi deme özgürlüğüne sahibim, eleştirme hakkını oluşturan yaşamışlık ve yeterli yaş faktörü artık bende de var. "Ben demiştim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıştım", sendromunda olanlarla arkadaşlıkları bir kez daha sorguluyorsun. İlişkilerini sadeleştirmeye başlayınca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. İyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç olduğunda göçmen kuşlar gibi sıcağa uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayrı düsenler kalıyor.

    Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken.

    Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de öğrendim gide gele. Boş geçen her saniye değerli artık. Daha yapılacak çok şey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana değilim. Gerektiğinde "HAYIR" demeyi öğrendim ve bu kelime basta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektiğini, zamanı geldiğinde elinde sadece sevginin kalacağını biliyorum. Sevgi paylaşıldıkça oluşuyor, olgunlaşıyor. Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yaşamışlığın oluşturduğu bir alçakgönüllülükle gülüyorum içimden sadece. Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.

    Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim .

    Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı.

    Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken simdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu.

    Sonra Sezen'in şarkısındaki gibi anneni daha sık düşünüyorsun ve hatta anlıyorsun. İşte bu yeni alışmaya başlanan ve giderek hoşa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yaşamışlığın, görmüşlüğün, geride kalmış üflenmiş doğum günü mumlarının bir sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yaşadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklüğünü keşfetmek ve buna rağmen kendinin kıymetini bilmek çok ise yarıyor. Bir gün hepimizin bu huzurlu olgunluğu bulmasını diliyorum.

    Can Dündar
    05 August

    uykunda opuyorum seni

    Uykunda agliyorsun.. .
    Uykunda opuyorum seni... Korkmadan agliyorum
    seninle...
    Senin icin bir sey yapamayisima, seni bu dunyada
    yapayalniz, kimsesiz birakisima agliyorum...
    Senin icin gerceklik yok, bu hayat, bu hayatin
    kurallari yok... Kendine nasil derinden ve katiksiz
    inaniyorsan, bu hayata, bu insanlara da oyle
    inaniyorsun. .. Bunu sana ben anlatamam. Bak bu sensin,
    bak bu da hayat, bu da kurallari; bak, insanlar seni
    aslinda nasil goruyor, yok bu hayatta duygularinin
    karsiligi, diyemem. Seni sevginden uyandiramam. ..
    Yillar once senin oldugun yerdeydim ben de. Tam orta
    yerde. Benim de saclarim sevecen bir kardeslik
    kokardi.
    Herkese kosarken acikta kalirdi oldurulmeye en acik,
    en savunmasiz yanlarim. Nereme bicak saplanirdi
    bilmezdim, ama hep yersiz kanayan o zavalli saclarima
    dostluklara golge dusuruyor, diye kizardim...Umudu
    urkutuyor diye yaralarima kizardim... Ben en cok beni
    yaralayanlara kosar; bir suc, bir yanilgi varsa,
    cogunu omuzlamak icin kendimden vazgecerdim. ..
    Sirf sevgiler bitmesin, sirf hayatin sevinci
    golgelenmesin, dostluklarin son gunu gelmesin diye
    ustume alirdim butun gunahlari, butun yanilgilari,
    gecmis ve gelecek butun kotulukleri. .. Sevginin
    umutlari sursun diye, goze alirdim kalbime akitilacak
    zehirleri... Goze alirdim eksIk yasanmis butun
    sevgilerin tanigi ve surgunu olmayi...
    Sonra baktim kimsesiz ve tesellisiz oluyorum... Gordum
    kendimi nasilsa. Gordum anisiz ve habersiz oldugumu...
    Son kez baktim etrafima, bir yakin, bir icten ses, bir
    kardes kokusu aradim kendime. Baglanmak istedikce
    oylesine kopmustum ki insanlardan, oylesine cok
    sevmis, oylesine cok inanmistim ki, nasil oldu
    bilmiyorum, icimden bir kotuluk, bir acimasizlik;
    icimden zavalli bir intikam duygusu cikartip, o yarali
    kendimi, beni ben yapan o kimsesiz sevgimi o bosluktan
    cekip aldim... Aldim onu ve korumaya basladim.. O
    yarali, o parcalanmis, o kimsesiz sevgimi, kotulukle,
    acimasizlikla, hirsla, kiskanclikla korumaya
    basladim... O da yetmedi, yazmaya basladim sevgili.
    Yazmaya... Ne hissedersem, ne hissedeceksem, hayatimda
    ne varsa, her seyi yazmaya basladim...
    Yazmak, acilardan, asklardan, yitirislerden, itilip
    kakilmalardan kurtulmanin en gecerli yolu oldu benim
    icin...
    ..........
    ..........
    03 August

    hayatla röportaj

    *Hayatla roportaj yaptigimi gordum ruyamda.

    "Benimle roportaj mi yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.

    "Zamanin var mi?" diye sordum.

    Gulumsedi.

    "Benim zamanim Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yureginde?"

    "Insanlarla ilgili en cok neye sasiyorsun?" diye sordum.

    Hayat yanit verdi.

    "Cocukluktan sIkilip buyumek icin acele ediyorlar, sonra yine cocuk olmanin
    ozlemini duyuyorlar. Para kazanmak icin sagliklarini kaybediyorlar, sonra
    sagliklarini kazanmak icin paralarini kaybediyorlar. Gelecekle ilgili
    ediselenmaekten simdiyi unutuyorlar. Sonra da ne simdiyi ne gelecegi
    yasayabiliyorlar. Deneyim iyi bir ogretmendir diyorlar ama deneyimin
    faturasini odemek istemiyorlar. Hayatlarini kazanmak icin egitim aliyorlar
    ama yasam ustasi olmayi bilmiyorlar. Bu nedenle de, hic olmeyecekmis gibi
    yasiyorlar, hic yasamamis gibi oluyorlar."

    Hayat elimi tuttu. Bir sure sessiz kaldik.Derin bir nefes aldim. Ona,
    insanlarin neleri ogrenmelerini istedigini sordum.

    Hayat yanitladi.

    "Hic kimseyi seni sevmeye zorlayamayacagini, yapabilecegin tek seyin seni
    sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek
    ogrenilebilecegini ogrenmelerini isterdim. Baskalariyla kendilerini
    kiyaslamamayi ogrenmelerini isterdim. Iki insanin ayni seye bakip farkli
    seyleri gorebilecegini ogrenmelerini isterdim."

    "Zengin insanin en cok seye sahip olan degil, en az seye ihtiyac duyan insan
    oldugunu ogrenmelerini isterdim. Bir sevecen yuregi derinden yaralamanin bir
    anda oldugunu; ama iyilestirmenin cok uzun surdugunu ogrenmelerini isterdim.
    Seni seven insanlarin duygularinmi nasil ifade edebileceklerini bilmedikleri
    icin seni sevmediklerini sanmak yerine onlarin sevgisini hissetmeyi
    ogrenmelerini isterdim."

    Hayat derin bir nefes verdi. Hayatin nefesi kelimelere donustu.

    "Soylediklerimi yuregine kaydet" dedi. Soyledigi cumleyi yuregime kaydettim.

    "Baskalarini affetmek yeterli degil, kendini de affetmeyi ogren".

    Yuregim kus gibi hafiflemisti.

    "Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?"

    Butun odayi beyaz bir isIk kapladi ve Hayat yanitladi.

    "Senin kendin olmani istiyorum, yoksa baskasi olurdun. Sana bugun ihtiyacim
    oldugunu bil, yoksa bugun benimle olmazdin. Kendi essizligini ve
    biricikligini bil; cunku ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratici ve
    zenginim. ve gercekten TEK degerli olanim. Degerimi bil." *
    **
    *alinti*