ümit's profile˙·٠٠•● uMiT’in YeRi ●•٠٠...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    27 March

    bakalım begenecekmisiniz...

                     
                
          
    13 March

    BU GECE UYUYAMAZSIN SEN


    Bu gece uyuyamazsın sen!
    Çetin bir sızı sarar odanı,
    sen şimdi ağlarsın da...
    Umutsuzca akıtırsın göz yaşlarını.

    Radyonu açmış şiirler dinliyorsun,
    elinde kalem... Kadere sitem ederek
    yalnızlığına dizeler arıyorsun
    şarkımızı söyleyerek...

    Bu gece üşüyeceksin biraz
    anılar gelip seni vuracak, üzüleceksin.
    Isınmak için güneşi bekle
    bazı geceler soğuk eserim ben, bilirsin.

    Gece sana emanet...
    Bu şehri bir kez daha terk ediyorum,
    gelemediğin bir yer vardı hani
    İşte oraya. Yine gurbete düştü yolum...

    Ve bu gece seni uyku tutmaz
    Biliyorum....

                                                                                          Okan Savcı
    09 March

    KİRPİLER GİBİ...

    Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar
    çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren
    kirpilermiş.Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri
    yok,
    kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.Bu durumdan en az
    zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm aramaya
    başlamış.Tartışa tartışa,nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir
    araya
    toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar
    verilmiş.Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından
    yararlanacak,aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan
    kurtulacaklarmış.
    İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.Ama
    başka bir
    problem çıkmış ortaya.Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla
    yaklaştıklarından
    yaralanmalar gerçekleşmiş.Daha sonraki gece yaralanma korkusundan
    birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde donmalar meydana
    gelmiş.Ne
    var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla
    birbirlerinin
    vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın,ancak birbirlerini
    incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.

    Kısaca ; Bizim de uzun dikenlerimiz var.Bunlar hayata karşı
    filtrelerimiz.
    Bazen faydalı,bazen de zararlı.Çoğu zaman,kimseleri
    yaklaştırmıyoruz
    yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel
    dünyamıza.Ne
    var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini
    incitmeyecek kadar
    uzak,hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın
    olmayı
    öğrenmeliyiz. Aynen kirpiler gibi...

    mavi öle diyor

    içim acıyor...tam iki ay olacak nerdeyse ve benim için kanıyor,
    elim
    defalarca telefona gitse de tüm asaletini yitirirken kimliğim,
    ilkelerim,
    benliğim zar zor toparlıyorum dağılmış beni. içim
    üşüyor...sarılmak ona tüm
    sıcaklığını hissetmek hayali iyice zayıflatıyor beni.
    mutsuzum... ne
    gülüyorum eskisi gibi, ne de mutluyum diyebiliyorum kendime, sen ve
    sensiz
    ben geliyorda aklıma olmayan biz, olmayan bizsiz bir gün geliyor da
    aklıma
    susuyorum... içim ağlıyor...bana uzak, mavi sonsuzluğunun soğuk
    ayazı
    vuruyor yüzüme de özgürlüğünü kıskanıyorum. bir bulutla sana
    esmek, bir
    dalgayla kulağına fısıldamak, bir çocuk sevinciyle sana gelmek
    istiyorum da
    imkansız biliyorum, bildikçe, hissettikçe, bu umutsuzlukla seni
    seviyorum...sen bilmesen de, sen anlamadın diyen sen anlamasanda,
    boşver
    desemde boşveremiyorum işte, seni özlüyorum... içim tükeniyor...
    herşeyden el çekmek hevesindeyim bu aralar, gücüm bitiyor, sana
    harcıyorum
    günlerimin tüm aklı başında saatlerini de saatler yetmiyor
    bana.Gel desem
    bilirim gelmezsin, bilirim sevdiğini sen de benim gibi söyleyemezsin,
    halbu
    ki o kadar güzel olurdu ki...ama o zaman biz bu kadar büyük
    olurmuyduk...
    içim hüzün dolu, sen dolu, sensizlik dolu, bensiz senlerle sensiz
    benlerle
    dolu ve sürekli ağlıyo sen diye sürekli sessiz çığlıkları
    mavilikleri deliyo
    İstanbul ayazlarında "o"nu seviyorsun diye...
    gel desem birilim gelmezsin, dalgalar, rüzgar ve mavi öyle diyor.

    belki bir gün...

    Once hayalini sevdim. Soguk kis geceleri kapima dayanan davetsiz misafir
    gibi uykularimi bolen o hayali. Saclari uzundu, boyu gibi. Rengi siyaha
    kaciyordu, teni gibi. Hazanin bittigini mujdeleyen gozleri vardi, bahar
    gibi.

    Daha sonra bircok seyi de onunla beraber sevdigimi anladim. Islandigim
    yagmurlari, onu bekledigim banklari, kiz yurdunun kaldirimlarini, hayati ,
    kendimi...

    Bir ihtimali bekliyordum. Umitlerimse sevda yokusunda. Belki bir sokak
    ortasinda, tas kaldirimlarda; belki bir cay bahcesinde karsilasma
    ihtimalini. Bekliyordum, beklenense bekledigimden habersizce.. .

    Iste karsimdaydi. Saclari yine teni gibi esmer ve gozleri yine bahardi. Cok
    rahatti, sanki kirk yillik ahbaptik. Ama gozlerinde bir urkeklik vardi hep.
    Bana bir handeyle bakti, taniyor gibiydi. Biliyordum, gozlerimiz ayni dili
    konusuyor ve susmak ilk kez bu kadar anlamli oluyordu. Fincandaki cayindan
    son bir yudum aldi, kalkti, agir adimlarla kapiya yoneldi. Tam cikarken
    arkasina donup huzunle bakti. Sonra bir sis bulutu gibi yavasca kayboldu.

    Ben bir hayali sevmistim. O hayal sen oldun. Ben seni sevdim, simdi de sen
    hayal oldun. Ve simdi ben. Yuregimin colunde, gozlerinin feriyle bir hayalin
    ayak izlerini suruyorum. Avuclarimda pusulam olan yuregin ve dilime dolanan
    bir sarkiyla belki bir gun diyorum. Belki bir gun beni anlar...

    aranan dost

    Ne zaman
    firari ve uçuk birisini görsem
    kahkahasının ardına gizlenir
    acılarının doyumsuzluğu.
    Hani elinden bir şey gelmeyen
    soğuk bir çığlık
    sabah ayazında uyanır ya yaşama.
    Bir düş sersemliği üzerinde
    kesilir ya solukları.
    İşte soframda
    öylesine bir sen.
    Otur baş ucuma serseri mayınım
    Sesine sokulurduk
    söylemlerine yaklaşırdık
    bir adım daha
    soluk soluğa.
    Düşlerindeki anlatımlarının izini sürerdik.
    Rüyalarını biriktirirdik yarınlara
    Kırk göz
    kaynak suyu berraklığı olurdu gelecek.
    Tutuklu yanın kalırdı geride.
    Bir canın bizim yaşamımıza siper
    bir canın göz kulak olurdu.
    Şiirinden kan damlıyor kar’a.
    Nar kırmızısına dönüyor ufuklar.
    Körpe söylemler kanatlanıyor
    dudak aralarından.
    Sen benim çıkmazım
    iç sıkıntılarım
    yürek sızım.
    Temel taşı
    yarınlarımın.
    Sen benim vefakar dostum.
    Hep anlatacağım hikayelerimin
    ilk başı.
    06 March

    UMUDA DAİR

    Umudun bittiği heryerde;
    illaki yeni bir başlangıç vardır. Ve bu başlangıç her seferinde
    yeni
    umutlara yapılacak yolculuktan ibaret olacaktır...
    Eğer kendini aşmışsan; korkuların sadece yüzleşmekten ibaret
    olduğunu
    bilecek ve anlayacaksındır...
    Korkmak; umut denizinde yelkensiz teknede kalmaya benzer...
    Onca rüzgar vardır ama yelkenin olmadığı için rüzgarı arkana
    alamazsın,
    hareket edemezsin...
    Ama korkularını yendiğinde, Umut denizindeki en ufak bir rüzgarda
    bile
    millerce yol katedebilirsin...
    Umutlara dair ne varsa hepsi sır gibi insanın yüreğinde gizlidir...
    Yeterki iste...
    Geri kalan herşey geçmişte bir hatıra denizi olarak kalmaya mahkum
    olacaktır. Görecek ve bunu anlayacaksındır...
    Güçlü olmak, kendinden emin olmak umutların en güzel ve sağlam
    başlangıcı
    olacaktır...
    Umuda dair ne varsa yaşamaya ve yaşatılmaya değer...
    Umuda dair ne varsa yaşandıkça olur çok güzel...
    Umuda dair ne varsa umut edebildikçe ve beklentilere kulak verdikçe
    gerçeğe döner...
    Umuda dair yeni umutlarla buluşabilmek ümidi ile..."

    Ben Değildim


      Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
      Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
      Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
      Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
      O geçen ben değildim.

      Bir gece, yatağında uyuyordun..
      Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
      Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
      Ve karanlıklar içindeydi odan...
      Seni gören ben değildim.

      Ben çok uzaktaydım o zaman,
      Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
      Artık beni düşünmeye başladığından
      Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
      Bunu bilen ben değildim.

      Bir kitap okuyordun dalgın..
      İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
      Genç bir adamı öldürdüler romanda.
      Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
      O ölen ben değildim..
                                Özdemir ASAF